Dünya

Güney Kore’de yeni dönem! Tarihin en yakın zaferi: Sevilmeyenlerin seçimi…

Güney Kore’de ülke tarihinin en yakın seçiminde Yoon Suk-yeol, yüzde 1 farkla ülkenin yeni devlet başkanı oldu. Basının “sevilmeyenlerin seçimi” olarak adlandırdığı süreçten galibiyetle çıkan Yoon’un politikaları dikkat çekmekte. Ülkedeki derin sorunlar ise net bir çözüm bekliyor…

Yolsuzlukların peşinden koşan bir savcı, muhalefet liderine dönüştü ve Güney Kore’de son derece yakın geçen bir başkanlık seçiminden zaferle ayrıldı. Yaklaşık yüzde 1’lik bir farkla kazanan Yoon Suk-yeol; Kuzey Kore’ye karşı daha çatışmacı bir duruş ve ABD ile daha güçlü bir ittifak çağrılarıyla muhafazakarları yeniden iktidara getirdi.

Oyların yüzde 98’i sayıldığında en yakın rakibi olan Demokrat Parti’nin adayı Lee Jae-myung, Yoon Suk-yeol’un zaferini kabul etti. Aradaki fark o noktada yüzde 0.8, yani yaklaşık 263 bin oydu. Bu, Güney Kore’nin 1987’de serbest başkanlık seçimleri yapmaya başlamasından bu yana yaşanan en çekişmeli yarış olarak da tarihe geçti.

Seçim aslında görev süresi mayıs ayında dolacak olan mevcut başkan Moon Jae-in üzerinde bir referandum anlamı taşımaktaydı. Mevcut yönetimin hızla yükselen konut fiyatlarını frenleyememesi, Başkan Moon’un siyasi müttefiklerinin karıştığı yolsuzluklar ve iktidara yakın isimlerin #MeToo akımı dahilinde isimlerinin geçiyor olması ayrıca hepsinin yanında Kuzey Kore’ye nükleer silah programını geri alma konusunda adım attırılamaması da sonuçta etkili oldu.

Seul’deki Kyung Hee Üniversitesi’nden siyaset bilimi profesörü Prof. Ahn Byong-jin şöyle açıklıyor:

“Bu gelecek için yapılmış bir seçim değil, Moon yönetimini yargılamak için geriye dönük yapılmış bir seçimdi. Yoon’u seçerek insanlar, yetersiz ve ikiyüzlü gördükleri Moon hükümetini cezalandırmak ve daha adil bir toplum talep etmek istediler.”

Bu nokta önemli zira yerel basın seçim sürecini “sevilmeyenlerin seçimi” olarak aktarmaktaydı. Kore basını seçim kampanyası boyunca iki adayın da halk nezdinde popülarite kazanamadığını ortaya koyuyordu.

Dikkat çeken bir nokta ise Yoon’un lideri olduğu Halkın Gücü Partisi’nin seçim vaatlerinden bir tanesi… Yoon, Cinsiyet Eşitliği ve Aile Bakanlığı’nı tamamen yürürlükten kaldırmayı vadetmişti. Yoon aynı zamanda ülkedeki düşük doğum oranlarının sebebini giderek yükselen feminist hareketi olarak göstermekte. Lakin Güney Kore’nin kadın hakları konusunda dünyanın en kötü üne sahip ülkelerinden biri olduğunun da altını çizmekte fayda var.

Çıkış anketlerine göre Yoon’un fark yarattığı genç erkeklerde hem feminizm karşıtlığı hem de Çin karşıtlığı giderek artıyor. Yoon’un bunu kışkırttığı ve bu noktada Prof. Ahn’ın ifadesiyle “Trump’a benzediği” düşünülüyor.

Dış politika noktası ise tüm dünyanın daha fazla dikkatini çekmekte. Yoon, mevcut hükümetin hem Kuzey Kore hem de Çin politikasını sert bir şekilde eleştirmekteydi. Yoon, Kuzey Kore tamamen nükleer silahlardan arındırılana kadar BM yaptırımlarının sürdürülmesi gerektiğini düşünüyor. Bu, Moon’un duruşundan ziyade, Washington’ın mevcut duruşuna daha yakın bir görüntü çiziyor.

“24 saat”

Bənzər məqalələr

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Başa dön tuşu